23 Mart 2009 Pazartesi

Hazırlık !

Selam ;
Yılın son kış günlerini geride bırakmak üzere iken,
bahara merhaba demenin sabırsızlığını yaşar iken,
kış ayının kasvetini bir kez daha iliklerime kadar yaşarken bu gün..,
Bloglar arası bir gezintinin ardından, birşeyler karalıyım dedim..:)
Ne zamandır bu coğrafyada gezinmediğimi bunun için yeterli vakit ayırmadığımı farkettim.
Sonbahar kasveti sardı her yanımı malesef...artık bahar gelsin yaaaa..
Bahar ayları içinde yapılacak bir sürü şey planladım hayata dair..kendi üzerimde bazı değişiklikler mesela; henüz net olarak karar vermediğim halde!
Araştırma ve geliştirme halindeyim; yeni model saçlar, trendler, kıyafetler....
Bu arada yaza hazırlık için yapılan malum diyetler :)
2009 benim yılım olacak diye planlama yapıyorum ama kısmet tabii..
Herşey herkes için iyi olsun, değil mi?

9 Mart 2009 Pazartesi

DEVRİM ERBİL ( 1937- )



Sanatına saygıyla eğildiğim bir diğer sanatçı da Devrim Erbil... Geçen yıl tesadüfen, İzmir'de bir alışveriş merkezinde, küçük bir sergisini görme fırsatı bulup çok mutlu olmuştum. Bu şahane çizgileri ve renkleri sizinle paylaşmak istedim. Daha kapsamlı inceleme için tabii ki www.lebriz.com adresini ziyaret edebilirsiniz:)

Devrim Erbil 1937`de Uşak`ta doğdu. 1955`de İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümü`ne girdi. Galeride Halil Dikmen`in, atölyede Bedri Rahmi Eyüboğlu`nun öğrencisi oldu.1959`da "Soyutçu 7`ler" grubunu kurdu.

İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi Yüksek Resim Bölümü`nü bitirdi. 1962`de Akademi`ye asistan oldu. Bedri Rahmi Eyüboğlu, Cemal Tollu ve Cevat Dereli Atölyelerinde görev aldı.1963`te Tülay Tura, Altan Gurman, Adnan Çoker ve Sarkis`le "Mavi Grup" u kurdu.1965`de İspanya Hükümeti`nin verdiği sanat bursunu kazanarak gittiği Madrit ve Barcelona`da başladığı meslek araştırma ve incelemelerine Paris ve Londra`da devam etti.1969`da Türkiye Çağdaş Ressamlar Derneği başkanlığı görevinde bulundu. 1970 yılında İ.D.G.S Akademisi`nden doçentlik ünvanı aldı. 1975`de Görsel Sanatçılar Derneği Başkanlığı yaptı.1979`da İstanbul Resim Heykel Müzesi Müdürlüğü`ne atandı; üçbuçuk yıl süreyle bu görevde bulundu. 1981 yılında İ.D.G.S Akademisi`nde Profösörlüğe yükseldi. 1985`de Mimar Sinan Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü Başkanlığı, 1988`de Yıldız Üniversitesi Güzel Sanatlar Bölümü Başkanlığı, 1990 yılında Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekan Yardımcılığı görevine getirildi.

1991`de Devlet Sanatçısı Ünvanı ile onurlandırılmıştır.Devrim Erbil yurtdışında pekçok karma sergi açtı. Türk Sanatını tanıtan sergilerin komiserliğini yaptı. (İskenderiye, Belgrad, Sofya, Kuveyt) Sanat üzerine konferanslar verdi, yazılar yayınlandı.Sanatçının eserleri İstanbul-Ankara-İzmir Resim ve Heykel Müzelerinde, Bükreş Modern Sanatlar Müzesinde, Banja Luka Umnetnicka Galerija`da Ben and Abby Grey Foundation Koleksiyonu`nda, Ankara Milli Kütüphane Koleksiyonu`nda, yurtiçi ve yurtdışında resmi kurumlarda ve özel koleksiyonlarda bulunmaktadır.

2 Mart 2009 Pazartesi

ÖĞLE YEMEĞİ..!

Bugün öğle yemeği için Kelebek'le buluştuk. Vazgeçilmezimiz Meridyen Restorana gittik ve şahane leziz kiremitte köfte yedik.( Hatta tabiri caizze , affınıza sığınarak!hayvan gibi yedik)
Köfte lezizdi, muhabbet koyuydu, ortam hoştu derken süper bir öğle arası yaşadık.
Gerçekten çok eğlenceli ve ne zamandır yapamadığımız için belkide, çok çok güzeldi.
Ve muhabbetin tamda ortasında günün sözünü tabiki kelebek patlattı.. ''askıda kokmuş etimiz yok heralde'' ya yıkıldım gülmekten tabii, muhabbetin gidişatına cuk oturan bi laftı... Kahkahalar havada uçuştu derken laf lafı açıyor ve daha neler neler çıkıyor Kelebeğin kanatlarından:) Son olarak oradan çıktık ve evimizi, dolayısı ile kendimizi şımartmak için bişeyler aldık. Kelebek odasında kullanmak için fanus aldı, ben yeşillikler için kurutma kabı aldım falan filan...Daha çılgınlar gibi alışveriş edesim vardı da, neyse..:) İşte böyle , bir öğle paydosu da böyle geçti, gün bitti sayılır...Güzelliklerle kalmak dileği ile....

24 Şubat 2009 Salı

Geçmiş oldu sayenizde....

Yukarıda gördüğünüz parmaklar bana ait :)
Tabii burda parmaklar değil, taşıdıkları yüzük çok önemli ve değerli. Güzel yüzlü, güzel yürekli bir dost tarafından bana yollanmış...Gördüğüm zaman o kadar duygulandım ki anlatamam..Bir ara bloğunda bir fotoğrafında görüp beğendiğim ve beğendiğimi de pervasızca isteyerek (bende istiyorum diye haykırarak) belirttiğim bu yüzüğü bana göndermiş canım benim, çok ama çok teşekkür ederim sevgili ÖDÜL :)


Bu güzel kovanoz ve şahane sümbül de bu hafta aldığım geçmiş olsun hediyelerinden bazıları :) Mutfak eşyalarına olan zafımı ve çiçeklere olan aşkımı bilen sevgili arkadaşlarım tarafından geldiler...Sümbül için Yıldız Hanıma, kavanozlar içinde Ayşe ve Şirin'e çok teşekkürler....


Aşağıda gördüğünüz şahane tunik ise canım arkadaşım, dostum, sırdaşım, hayatımın rengi Kelebeğin hediyesi... Canım benim, bunu düşünüp almasını bir kenara koyalım, bana hediyesini verirken öyle güzel şeyler söyledi ki, iyi ki var, iyiki dostum....
Etrafınızda sizi sevdiklerini bildiğiniz güzel dostlarınızın olması kadar güzel bişey varmıdır ki!
Bu aralar egom tavan yapmış durumda itiraf ediyorum ama hakettim diye düşünüyorum ne dersiniz?
Herkese çok teşekkür ederim. (birden kendimi kodak tiyatrosunda oscar almış gibi hissettim)
:) :) :) Herşey insanlar için değil mi...güzellikleri paylaşmak adına :)




23 Şubat 2009 Pazartesi

Günün Testleri !

Aşağıdaki test sonuçları ''görsel algıma göre kariyerim ve karakter analizimin'' sonuçlarını içeriyor...kendimle gurur duydum ve egom o kadar kabardı ki sizinle de paylaşmak istedim :)

İş Yönetmek
Yönetici demek her zaman insan yönetmek anlamına gelmez, siz ben 'insanlara emir veremem' diyenlerdensiniz ama kesinlikle olaylara yaklaşımınız bir yönetici gibi hakim ve derinlemesine, siz belki insan yönetemezsiniz yada yönetmek istemezsiniz ama kesinlikle iş yöneten başarılı bir yönetici olursunuz. Olayın bütününe hakim olabilme ve aynı zamanda detayları kontrol edebilme yeteneğiniz sayesinde üstesinden gelemeyeceğiniz iş yoktur.

"Hayat Bir Oyun" Diyenlerdensiniz
Hayatın çok fazla ciddiye alınacak bir yanı olmadığını düşünüyorsunuz. Sizin için bir işin içinde eğlence ve heyecan yoksa bir anlamı da yok. Kendilerine ulaşılmaz hedefler koyarak, hayatlarını o hedeflere ulaşmak uğruna mutsuzluk ve hırs içerisinde geçiren insanları anlamakta zorluk çekiyorsunuz. Çünkü siz eğer bir iş yapıyorsanız o işten keyif alıyor olmanız gerekir, aksi takdirde sadece bir hedef belirleyip ona koşuyor olmak, sizin için anlamsız bir uğraş. Bu yüzden siz rahat ve keyif veren tavırlarınızla herkesin kendi yaşamı içerisinde birlikte olmak isteyeceği huzur veren bir karaktersiniz.

Güzellikleri paylaşmak adına :)

18 Şubat 2009 Çarşamba

DÖNDÜM...

Döndüm!
Tatil yarın itibarı ile sona eriyor,
modundan çıkmak zor olacak...
Ama olsun, herşey insanlar için değil mi?
İşe ve güce kendimi kaptırırsam daha iyi hissedeceğim eminim, yeterki sağlık sorunları yaşamayalım.
İzmir de, Ege Üniversiesi hastanesinde 3 gün geçirmek zorundaydım bu tatilde ve geldi geçti..Hani hastanelerin insanlar üzerinde kötü bir etkisi vardır ya, gerçek...Oraya girdiğiniz vakit gördüğünüz; etrafta koşuşturan, telaşlı, hüzünlü, umutlu, umutsuz, değişik yüz ifadeleri... ve ister istemez bir sıra beklerken veya oda komşusu olduğunuzda mecburi bir dostluk kurduğunuz, hastalığı ile ilgili gerçekleri doktorunun ifadeleri ile dile getirmeye çalışan, aslında ne olduğunu tam olarak kendide çözememiş ama yaşadığı ağrıyı çok iyi bilen insanlar...
Birçoklarının yüzündeki o tarif edilemez ifadeyi görünce, oturup halinize bin kere şükretmek istemeniz...
Henüz dikişlerimin ipleri düşmediği için (!) biraz daha bu duygusal halimi üzerimde taşıyacağım galiba:)
Amaca odaklı bir tatil deneyimi daha sona erdi, gerçek hayat yarından itibaren beni bekliyor..
Bu tatille ilgili elimde fotoğraflar var tabii, ama ben onları belleğimde kayıtlı tutmaya niyetliyim..Bu sefer paylaşmak istemiyorum..
Herkese Merhaba!
Haydi tekrar güzel yazılara hoş sohbetlere ve tatlı tariflere...Güzellikleri Paylaşmak Adına :)

6 Ocak 2009 Salı

Neşet Günal (1923 - 2002)

Sanatçı tanıtımlarıma devam ediyorum...Neşet Günal Anadolu yaşantısını resimlerinde o kadar güzel yansıtan bir sanatçı ki sizinle paylaşmak istedim...

Neşet Günal 1923 tarihinde,Nevşehir'de doğmuştur. Ailesinin içinde bulunduğu ekonomik koşullardan dolayı ilkokulu Şereflikoçhisar'da yaşayan dedesinin yanında tamamlamıştır. Ortaokulda yeniden Nevşehir'e dönen Neşet Günal okulunun son senesinde tanıştığı Kemal Zeren'in onu yönlendirmesi sonucunda Güzel Sanatlar Akademisi'ne kaydolmuştur.

Aynı kişi sanatçıya Belediye bursu alınmasına da önayak olmuştur. Böylelikle Günal'ın henüz ilkokul yıllarında doğayı ve insanları resmetme yetenek ve arzusu bir eğitimle temellenmeye başlamıştır. 1939 yılında başlayan ve yaklaşık yedi yıl süren Devlet Güzel Sanatlar Akademisi'ndeki eğitimi süresince sanatçı,Nurullah Berk,Sabri Berkel ve Leopold Levy'nin atölyelerinde çalışmıştır. Yine Akademi'deki bu atölyelerde Nuri İyem,Turgut Zaim ve Avni Arbaş ile olan dostlukları belki düşünsel anlamda onlardan etkilenmesine neden olmuştur. Sanatçı Akademi'de geçen bu yıllarını bize bir ropörtajında şöyle açıklamaktadır: "Akademi'deki yıllarımız savaş dönemine rastladı. Belli yoksulluklar içindeydik...İyi arkadaşlık ilişkilerimiz vardı... Çok heyecanlıydık... Tutku ile çalışırdık bir şeyler öğrenmek için... Kitaplıkta bugünküne göre yararlanacak çok az kaynak olmasına rağmen, elimizin altında ne varsa onu yutarcasına okurduk...Modellerden resim yapma imkanı doğmuştu..."(1)